Şair ve yazar "HARİKA UFUK'un kaleminden"

  • Yazar: Çukurova Okulları
  • 13 Mart 2018 Salı

ÇUKUROVA OKULLARINDA "HARİKA UFUK" İLE GÜZEL BİR SÖYLEŞİ SONUNDAKİ DUYGULARI...

Genellikle her yıl Ocak ayında düzenlenen Çukurova Tüyap Kitap Fuarına yeni çıkan kitabımla “Merhaba!” derim. Bu yıl iki kitabımla merhaba dedim. Biri öykü, diğeri ise masal… Artık gençlerin, ortaokul öğrencilerinin, yetişkin okurlarımın arasına beş yaş üstü minikler de eklendi. Zaman zaman yurt içinde ve yurt dışında imza günlerim olur, hepsinden ayrı haz duyarım. Eğitimci kimliğimden dolayı okullardan da çok teklif alırım ama yoğunluğum nedeniyle maalesef çoğu teklifi geri çevirmek durumunda kalırım. Yine kıramayarak katıldığım çok kalabalık ve çok güzel bir söyleşi sonrası öğrencilere iyi günler diledim ama ben sahneden inmeden öğretmenleri tarafından yeterli açıklama yapılmadığı ve kitaplarımın sergilediği masada oturan biri olmadığı için öğrenciler masa üzerindeki kitapları hediye sanarak kapıştılar, sevinçle salonu terk ettiler. Artık yapılacak bir şey kalmamıştı. Bu kitapları ne zorluklarla çıkarttığımız düşünülürse üzülmemek mümkün değil ama en azından bunları okuyacaklarını düşünmek teselli etti beni… Umarım okumuşlardır. 2017’de yaşadığım bu olaydan sonra okullardaki söyleşilere ve imza günlerine sıcak bakmamaya başlamıştım. Zaten yoğun olan çalışma tempomda özel bir tarih belirlemek kolay değildi elbette…

Bu yılın başlarında instagram hesabıma tanımadığım kişilerden gelen ve genelde “Selam!” yahut “Nasılsınız?” türü geyik muhabbeti kurma tarzındaki mesajları okuyup silerken farklı bir mesaj dikkatimi çekti. Dünya tatlısı bir hanım kızımız Türkçe öğretmeni olduğunu ve okulunda benim katılacağım bir etkinlik yapmak istediğini ama bana bir türlü ulaşamadığını hatta facebooktan da aylar önce mesaj yazdığını ancak cevap alamadığını yazmıştı. Hemen cevapladım. Arkadaş listemin on yıldır 5000 olduğunu, facebookun fazlasına izin vermediğini ama birkaç kişi silip birkaç kişi ekleyerek bugüne geldiğimi yazdım. Bu arada facebooktaki spam mesajlarına baktım. Yanılmamıştım, arkadaş olmadığımız için spam kutusuna düşmüştü mesajı… Bu vesileyle çok eski öğrencilerimin, genç kızlık arkadaşlarımın, eski tanıdıkların mesajlarını da buldum. Böylece o genç ve dinamik, meslek aşkıyla çarpan güzel yürekle irtibat kurduk. Zaten 6-14 Ocak 2018 arasındaki Çukurova Fuarı çok güzel fakat çok da yorucu olmuştu. 24 Şubatta ise Ankara’da imza günüm vardı. Bir hafta hem ziyaret hem ticaret misali Ankara’da kalacaktım. 1Mart’ta Adana’da olacağımı söyledim. Gün olarak da 8 Martta karar kıldık. 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde kadın şair- yazarı konuk etmek anlamlı olacaktı elbette… Derken 8 Mart sabahı Meltem Zerentürk okulun arabası ile saat dokuzda beni ve asistanım Sena’yı aldı. Yol boyunca kitaplardan, okuldan, öğrencilerinden söz etti. Gözlerindeki pırıltı, sürekli gülümseyen yüzü, neşeli ses tonu ile “İşte öğretmen!” dedim içimden…

Zaman zaman eğitim sistemimizin bozulduğunu düşünerek efkârlanıyordum. Ancak bu okula vardığımda ağzım bir karış açık kaldı. Mesleğine tutku derecesinde bağlı, genç, dinamik ve tecrübeli eğitimcilere başta Okul Müdürü Murat Özerli ve Meltem Zerentürk olmak üzere hepsine hayran kaldım. Okul binası son derece modern üç yıl önce yapılmış. Mimarlık da okuduğum için biraz anlarım bu işlerden. Bina yeni ama 30 yıllık bir eğitim öğretim kurumu Kadirli Çukurova Okulları… O kadar çok başarıya imza atmışlar ki saymakla bitmez. Dershanecilikten geldikleri için her biri soru hazırlama uzmanı… Başarılarının sihirli formüllerini çözmeye çalışırken bunu da aklımın bir köşesine not ettim. Kadro sapasağlam… Güler yüzlü, şefkatli, sevgi dolu, birikimli, kültürlü… Okul müdürü, müdür yardımcıları, öğretmenler, görevliler bizi kapıda karşıladılar. Müdür odasında konuk edilirken sade kahvelerimiz eşliğinde sohbet derinleşmişti bile… Az sonra salonun hazır olduğu bildirildi. Hep birlikte salona girdiğimizde salon alkıştan yıkılıyordu. Sahnede bana özenle bir masa hazırlanmıştı. Beyaz dantel masa örtüsü, masadaki beyaz minik çiçek saksısı ve saksı içindeki mine çiçekleri, kullanmam için düşünülmüş kırmızı ve mavi kalem ile A 4 kâğıtları dikkatimden kaçmadı. Kitaplarımdan birer adet koyduğum minik bez çantamı masaya bıraktım. Karşımda bahar çiçekleri gibi güzel öğrenciler vardı. Gözleri çakmak çakmak, ilgili, akıllı, zeki ve kendine güvenen öğrenciler… Sözüme “Ben baharı burada gördüm, çünkü hepiniz bir bahar çiçeği gibiniz.” Şeklinde doğaçlama bir cümleyle başladım. Muhteşem bir söyleşi oldu. Sorular sordular. Türk ve dünya edebiyatından sevdiğim şairlerden, yazarlardan tutun da en çok sevdiğim eserime varana kadar… Hatta adımı kimin koyduğuna dair özel sorular da vardı. Zamanın nasıl geçtiğini anlayamadım. Söyleşi bitiminde Okul Müdürü Murat Özerli Beyefendi çok güzel bir buket çiçekle etkinliğe katıldığım için teşekkür ederek dünya kadınlar günümü kutladı kitaplarımdan satın almak isteyenler alarak imza kuyruğuna girdiler.

Kategoriler